• 08 Aralık 2019 Pazar
Rüyamdaki Kırmızı,Çin

Rüyamdaki Kırmızı,Çin

Rüyamdaki Kırmızı,Çin

Bize göre çok uzakların ülkesi diye bildiğimiz Çin’in, aslında bir ışık şöleninin gerçek sahibi ve kırmızının sadık aşığı olduğunu hiç düşünebilir misiniz? Oldum olası kırmızıya tutkun olan ben, bu güzelliklere şahit olup, makinemle kare kare ışık şöleni içinde başımın döndüğünü, aşkın rengi kırmızıya bir kez daha vurulduğumu itiraf ediyorum! Rengârenk ışıkların altında yanan sönen kırmızı fenerler, akıntıyı hiç yormadan salınan masum kayıklar, yalnızlığını unutmak istermiş gibi kol kola sıralanmış kiremit çatılı evler ve illa ki kırmızı kurdele ya da fenerle süslenmiş pek çok dar ve şirin sokakların koynunda bir Çin rüyasıydı gördüğüm… Hiç uyanmak istemediğim bir Çin rüyası.

Beni konuk eden Çinli dostlarımın sıcak dostluğu ve Çin insanının daima gülen yüzü ise, sakin ruhlarından süzdükleri bir fincan taze çayları kadar dinlendirici oldu her zaman…

Rüyamın bittiği yerde, aklımda yeni yeni ışıkların yanıp söndüğünü fark ettim, tıpkı kırmızı fenerler gibi. Aslında sanatın, uzak diyarlarda bir hamlede kurulan ve üstünden geçmeye doyamadığımız bir köprü olduğunu yeniden gördüm bu ışıklar içinde. Dilini bile hiç anlamadığımız insanları birbirine kardeş gibi sevdiren bir köprüymüş üstelik…

 

Zhouzhuang, Çin’in güney kısmında, Şanghay’a 100 km uzaklıkta, yirmi bin nüfuslu küçük bir yerleşim merkezi. Kanallar arasındaki yerleşim merkezinde, halk geçimini daha çok tarım, balıkçılık ve turizmden sağlıyor. Turizmin ekonomiye sağladığı katkının farkında olan Zhuozhuang yöneticileri de, on dört yıldır “Turizm Festivali” adı altında şenlikler düzenliyorlar. Her yıl Mayıs ayında düzenlenen şenliklere, Çin’in birçok bölgesinden gelen yerli izleyicilerin yanı sıra, ülke dışından da katılanlar oluyor. Zhouzhuang’ın Venedik’i andıran görüntüsü, Çinli kadınlara, Çin’e özgü kayıkları ile şehre gelen turistleri kanalda gezdirmek yolu ile kazanç kapısı da olmuş. Büyük keyif yaşamanızın kaçınılmaz olduğu bu gezilerde, bir yandan zarif Çin kadınlarının dile getirdikleri ezgileri dinlerken, diğer yandan da kırmızıyı takip ediyorsunuz; bazen bir fenerde, bazen de bir yapıda. Bir şölen havasıyla başlıyor yeni doğan her gününüz ve hiç bitmesin istiyorsunuz adeta; oysa gün biterken yorgun argın yatağınıza çekildiğinizde, ertesi günün sürprizlerini merak etmekten uykularınız kaçıyor. Gülümseyen yüzlü kalabalıklarla başlıyorsunuz merak ettiğiniz güne ve bir başka kırmızı, bir başka ışık şöleni dolanıp duruyor etrafınızda. Fotoğraf makinenizin vizörü ise neredeyse gözünüze yapışık, çünkü etrafınızda o kadar çok çekmek istediğiniz hareketlilik var ki. Üstelik bu canlı ve renkli hareketliliğin bir o kadar da huzur veren dinginliği içindeki tezatta, makinenizin hafıza kartının nasıl dolduğunu anlamıyorsunuz bile.

Objektifinize hiç yabancılık çekmeyen Çin insanı da, sizi tanımasa bile gülen yüzünü esirgemiyor, doğal yapısını, duruşunu bozmadan gönüllü modeliniz oluveriyor bir anda. Festivallerin en renkli, en can alıcı noktalarını adım adım izlemeniz için ellerinden geleni yapıyor Çinli dostlar, sanki en kutsal görevleriymiş gibi, bir dediğinizi iki etmiyorlar. Sanırım misafirperver yönlerini, asırlar boyu Orta Asya’da komşuluk yapan Türk atalarımızdan almışlar, ya da tam tersi, kim bilir?

Gezimin bitmesini, rüyamın sona ermesini hiç istemezdim. Çünkü Çin’den ayrıldığım dakika içinde, bir şeyleri kaçırdım, görmedim, tatmadım gibi bir kuşku düştü içime ansızın; fakat fotoğraflarıma kendi bilgisayarımdan baktığımda geride “Tüh!” diyebileceğim bir nokta olmadığını sevinerek gördüm. Hem rüyaları hayra yormak gerek değil mi? Kim bilir, belki de daha nice dostluk ve sanat köprülerinin uzanacağı kapılar açacaktır bu paylaşım.

Gelelim bu rüyayı hayra yormaya… İki ülke arasında süre gelen karşılıklı fotoğraf etkinlikleri ile gerçekleştireceğimiz bir köprünün inşasına çoktan başladık bile. Yaklaşık on yıldır Çin ile karşılıklı fotoğraf etkinlikleri yapıyoruz.

Her ne kadar kelimelerin bittiği yerde fotoğraflarım konuşmaya başlayacaksa da, sanat köprüsünün gerçekten de, nereden nereye kurulursa kurulsun, uzakları hep yakın eden gücünü, kendini sanata vermiş olan herkesin bilmesi gerekiyor.

Çünkü sanat sadece kendimiz için değil, aynı zamanda tüm insanlar içindir…

Her gününüzün, en güzel rüyalarınız gibi olmasını dilerim…

Reha Bilir -ESFIAP

 

 

Benzer Yazılar