• 24 Ağustos 2019 Cumartesi
KOP-YA-CI-LIK – Fotoğraf Çekiyoruz Ama Nasıl?

KOP-YA-CI-LIK – Fotoğraf Çekiyoruz Ama Nasıl?

KOP-YA-CI-LIK

Fotoğraf Çekiyoruz Ama Nasıl?

Fotoğraf son zamanların en popüler keyif, hobi, kendine vakit ayırma ve sosyalleşme aracı. Bir araç olunca da elbette keyiften öteye geçmesini bekleyemeyiz. “Fotoğrafçı” sıfatı, makinayı elimize aldığımız andan itibaren üzerimize yerleştirilen bir görev adeta. Ama kişi mutlaka ve mutlaka kendini bilmeli, nerede duracağını ve ne zaman hareket edeceğini de önemsemelidir. Son günlerde sıklıkla karşılaştığımız “kopyalama fotoğrafçılık” üzerine sizlerle paylaşımlarda bulunacağım. Sizlerin fikirleri de bu konuda oldukça önemli.

Konu fotoğraf olunca kaçınılmaz olan şeylerden biri de kopya veya başka bir deyişle kadraj hırsızlığı. Nedir bu kadraj hırsızlığı? Konuyu ele almadan önce şunu mutlaka belirtmeliyim ki; aynı fotoğraf diye bir şey yoktur. Benzer kadraj ve görüntü kopyalama vardır. Peki kopyalama sizce ne kadar doğru? Gelin bu sorunun cevabını birlikte arayalım. Bizzat deneyimlemiş bir fotoğrafçı olarak söyelemeliyim ki; içinde bulununan durum pek de hoş değil doğrusu. Ama şunu da unutmamak gerekir ki bu dünyanın sonu da değil. İçinde düzenleyici olarak yer aldığım bir yarışmada 2000’li yılların başında kendi çektiğim fotoğraflardan birisini görünce oldukça şaşırmıştım. Fotoğrafda kendi ismim yazmıyordu. Peki fotoğraf kimindi? İşte kopya fotoğrafın gücünü gördüğüm anlardan biriydi. Kopya fotoğraf bir mansiyon aldı. Ben ise kopyacıya sadece baktım, baktım ve baktım. Başarılı bir iş çıkarmıştı. Fotoğrafımı bilmesem kendimden şüphe edecektim. Kadraj hırsızlığı bir fotoğrafçının gördüğünüz fotoğrafının aynısının peşine düşme hırsıdır.
Hırslı fotoğrafçının içine düştüğü durum; “ben de acaba bu kareyi çeksem ünvan ve para getirir mi?” ve “toplumda nasıl bir yer edinirim?” sorularını kendisine sorma cahilliğinden öteye geçmez.

İyi bir fotoğrafçı bakmasını, görmesini ve fotoğraflamasını bilen kişidir. Ahlaklıdır ve etik değerleri olan kişidir. Kopya fotoğrafçı ise bakamam, göremem, hazırını bulur kopyalamaya çalışırım, diyen kişilerdir. İşte bu kişilere  Kopya Fotoğrafçı diyebiliriz.

Aslına bakarsanız konular mı daralıyor, yoksa tembellik ruhumuza mı işlemiş bunu biraz araştırmamız gerekiyor. Dijital çağ ile birlikte fotoğrafı çekmek ve paylaşmak kolaylaştı. Bu nedenle zamanı, biraz da parası olan kişilerin vazgeçilmez oyuncağı durumunda. Dia dönemlerini hatırlayanlar bilirler deklanşöre basmanın ne kadar zor olduğunu. Tüm şartlar hazırsa 36 kare şansın var, boşa basmamalısın. Peki şimdi durum ne? bir gezide en az 550 fotoğraf içinde kaç kare bizi mutlu eder dersiniz. Bir, veya iki….

 

İşte hal böyle olunca dijital elimizde, eeee ne duruyoruz bassana deklanşöre.

Zamanı olmayan, üretmekten çok kopyacılığı hayatına bir bakış açısı olarak belirleyen kimselerde bu hal kendini gösteriyor. Ne kadar sürer bilinmez ama kopyalamanın insanı körelttiği bir gerçek. Ustaya bakarak usta ulmanın derdinde insanlar. Kimse de ustayla çalışayım da çırak olarak öğreneyim derdinde değil. Eskiden gelen usta çırak ilişkisi artık rafta sanırım. Bilgisayarı aç bak insanlar ne çekmiş aynısını çekmeye çalış, aynı yere git, aynısını ye, aynısını iç ve hatta aynısını giy. İşte toplumun tükendiğinin göstergesi kopyacılık.

Olaylara bir de şu açıdan bakmak sizi rahatlatacaktır. Eğer sizi birisi kopyalıyorsa bilin ki iyi fotoğraflarınız vardır. Kopyacıda 10 üzerinden 10 alan fotoğrafı pek beğenerek aynı olay yerinde, aynı kompozisyonla üretmek isteyecektir.

Maalesef kopya zihniyeti hayatımızda hep vardı. Bu acı gerçek gösteriyor ki hep de var olacak…

Bu durum resim sanatında sıklıkla karşılaşılan bir olaydı, artık fotoğrafçılar arasında da var. Hoşgeldin Kopya Fotoğraf…

Serkan Turaç

EFIAP /b – GPU Zeus – HonSSS

 

Benzer Yazılar