• 24 Ağustos 2019 Cumartesi
  • Çiçek Başlı Kadınlar
  • Çiçek Başlı Kadınlar
  • Çiçek Başlı Kadınlar
  • Çiçek Başlı Kadınlar
  • Çiçek Başlı Kadınlar

Çiçek Başlı Kadınlar

Dünya tek tipleşmeye doğru hızla ilerlerken, aynı kıyafetleri giyen, aynı tepkileri veren, aynı konuları konuşan dev bir kitleye dönüşmek üzereyiz. Bu nedenle, nerede farklılık ve özgünlük görüyorsak merak ediyoruz, ilginç bulduysak duyuyoruz; ancak öte taraftan da acaba bozulur mu diye düşünmeden de edemiyoruz.

Bu nedenle Beşparmak Dağları’nın eteğindeki bir köye; nakışlı ahşap oyma kapıları, ustasının hünerlerini sergilediği bacalarıyla taş evleri, uçsuz bucaksız zeytin ağaçları, yemenisine fesleğenler, reyhanlar gibi mis kokan çiçekler kondurmuş, ipek ve altının bir araya geldiği entarili kadınlarıyla bir renk ahengine dönüşmüş olan Çomakdağ Kızılağaç Köyü’ne konuk oluyoruz.

Kıvrıla kıvrıla tepelere ulaştığımız, gözümüzün zeytinliklere ve yeşile alıştığı bir anda köye varıyoruz. Muğla’nın Milas ilçesine bağlı bu köyün kadınları, yaklaşık 500 yıllık geleneksel ipek elbiseleri ve takılarıyla herkesin ilgi odağı olmuş durumda. Türkiye’de kültürün yaşatılması gereken köyler arasına seçilen ve “Köy Koruma Projesi” kapsamına alınan bu köyde kadınlar, 500 yıllık geçmişe sahip gelenek ve göreneklerini rengarenk kıyafetleriyle yaşatmaya çalışıyor. Çomakdağ Köyü hem doğal hem de kültürel özellikleri açısından çok önemli bir yöremiz, Milas’a yaklaşık yarım saat uzaklıkta bulunan köyde gerçekleştirilen şenliklerde kadınlar giydikleri rengarenk giysilerle büyük ilgi görüyor.

Çomakdağ’da kadınların giydiği kıyafetlerin, taktıkları aksesuarların hepsinin bir dili ve anlamı var. Özellikle kadınların giydiği kıyafetlerden evli mi, çocuğu var mı, kocası hayatta mı gibi bir çok sorunun cevabını sormadan öğrenebiliyoruz. Düğün dernek dışındaki günlerde de kadınlar basma ve pazenden dikilmiş elbiseler, altına ise “topdon” denilen şalvar giyinirlermiş. Özel günlerde ise tüm kadınlar yöresel kıyafetlerini giyiniyor. Özellikle köyde dokunan ipek kumaşlarla yapılan yöresel kıyafetler, dikiş bilen kadınlar tarafından dikiliyor.

“Üçbeş entari” adı verilen yöresel kadın kıyafeti  7 kattan oluşuyor. Önce “topdon” denilen ve üzerinde “yaneş” denilen yöresel elişi olan şalvar giyiliyor. Yaneş aile yadigarı kıymetli bir elişi olup, yapımı çok uzun günler sürebiliyor. Topdonun üzerine entariye benzeyen uzun kollu ipek bir gömlek giyiliyor. Onun üzerinede “üçbeş entari” giyildikten sonra bele yün kuşak bağlanıyor. Kuşağın üstüne  ipek bir önlük, elbisenin üst kısmına ise göğüslük takılıyor. Elbiselerin arkasına nazardan korunmak için boncuk işlemeli bir kumaş bağlanıyor.

Çomakdağ kadınlarının hem düğün dernekte hem de gündelik hayatta kullandıkları, hiç kafalarından çıkarmadıkları “tuğra” denilen başlıkları onlara ayrı bir güzellik katıyor. 33 adet altın, “taka” denilen başlığın üzerine tutturuluyor ve “sakındırak” adı verilen bir işlemeli parçayla boyundan aşağıya sarkıtılıyor. Evlendikten sonra takılan tuğra bir daha asla çıkarılmıyor. Tuğranın üzerine ise rengarenk kumaşlardan yazma ya da “kollu” sarılıyor. Kolun üzerine, boncukların altına takılan 15 adet Osmanlı altını kıyafeti tamamlıyor.

Eskiden Osmanlı altınlarını sadece yeni gelinler takarmış ve çocukları olduğu zaman altınları çıkarırlarmış, ama artık çocuğu olsun ya da olmasın tüm evli kadınların tuğralarında bu altınlar varmış.

Çomakdağ kadınlarının güzel yüzlerini, renkli gözlerini tamamlayan en önemli detaysa mis gibi kokmaları için kafalarına taktıkları fesleğen, reyhan gibi otlar ve kokulu çiçekler.

Salim ŞİMŞEK

 

Benzer Yazılar